KOPENHAG

Burak’ın doğum günüydü ve son zamanlarda sürekli Kopenhag’a gitmekten bahsediyordu. Bu ikisi birleşince bana bilet almak düştü ve yola koyulduk. Şu an ise tekrar ne zaman gideriz diye düşünmeden bir günümüz geçmiyor.

İskandinavya’ya her zaman hayranlık duyduk ancak Kopenhag ile başka bir boyuta geçtiğimizi düşünüyorum 🙂

IMG_8771-min

Ulaşım:

Pegasus Airlines’ın uygun biletlerini yakalamıştık yine. Kopenhag’a uçuş için toplamda 250 lira ödedik. Dönüşümüzü de Kopenhag’a yakın mesafede olan Hamburg’dan yapıp, ünlü balık pazarında kahvaltı etmek ve gördüğümüz yerlere bir yenisini daha eklemek istedik. Hamburg’dan dönüş için de yine Pegasus Airlines’tan yaklaşık 350 liraya biletlerimizi alarak, iki kişi uçuş için yine makul seviyede bir gezi ayarlamış olduk. Biletlerimizi genelde kampanya dönemlerine ya da uçuşları hafta içlerine getirerek uyguna ayarlıyoruz. Size de tavsiye ederiz.

Gelelim şehir içi ulaşıma. Havaalanından şehre ulaşım gayet rahat, 44 Danimarka Kronu (Dkk) karşılığında biletlerinizi alıyor, platform 2’den kalkan trene biniyor ve 12 dakikada şehir merkezine ulaşıyorsunuz.

Kopenhag’da en uygun seçenek Copenhagen Card almaktı. Çünkü gerçekten gittiğimiz en pahalı şehirdi. Norveç’i bile sanki geçmişti pahalılıkta. 24-48-72 saatlik alabileceğimiz bu kartla hem bir çok müzede, restorantta indirim kazandık, hem de gün boyu her türlü şehir içi ulaşımdan bedava yararlandık. Biz 24 saatlik aldık ve bir kişi için 389 Dkk yani yaklaşık 53 euro kadar ödedik. Evet pahalı ama gitmek istediğimiz müzeler ve özellikle Tivoli Bahçelerini hesaba katınca bu kart uyguna geliyor. Kartı kullanmaya başladığınız andan 24 saat sonrasına kadar kullanabilirsiniz. Üzerine saati yazmanız gerekiyor.

Biz kartımızı kaldığımız otelden aldık. Bir çok lokasyon mevcut. Sitesinden inceleyebilirsiniz.

IMG_E8852-min

Konaklama:

Kopenhag’da sadece bir gece kalacaktık. Otel araştırmasını biletlerimizi aldıktan hemen sonra her zaman yaptığımız gibi booking.com üzerinden gerçekleştirdik. Erken rezervasyonun avantajını asla unutmayın ve işinizi son dakikaya bırakmayın. Özellikle böyle pahalı şehirlerde.

Kopenhag’da biz Dan Hostel’de konakladık. İlk hostel deneyimimizdi ve bence gayet güzel geçti. İki kişi için duşlu özel odaya 630 Dkk (85 euro) ödedik. Öğün dahil değildi.

Odamız yeterince büyüktü. Normalde 4 kişi için hazırlanmış bir odada biz iki kişi kaldık. Çift kişilik yatak haricinde bir de ranza vardı. Grup halinde gidildiğinde uyguna gelebilir. Hostel, Kopenhag tren istasyonuna ve Tivoli Bahçelerine çok yakındı. Hostelde genelde gençler konaklar diye biliyorum ama her yaştan insan vardı. Bir çok olanak mevcut, mesela Kopenhag kartlarımızı biz lobiden aldık, dışarıda otele ait, kiralayabileceğiniz bisikletler mevcut. Biz Kopenhag’ın bisiklet trafiğini gördüğümüz için elimizi bile sürmedik ancak gerçekten Amsterdam’dan sonra ilk defa bisikletle gezmek aklımda kaldı. Check out yaptıktan sonra uçuşa daha çok vakit var ve şehri gezecekseniz bavullarınızı adet başına 20 Dkk karşılığında hostele bırakabilirsiniz.

Kopenhag genelinde bu Hostel pek bilindik, bizde sıkıntı yaşamadığımız için size önerebiliriz.

Ne Yenir, Ne İçilir:

Kopenhag’da normal bir restorantta yemek aşırı pahalı, yani bir tabak 300 tl’lerde olunca biz hep aparatif şeylerle günümüzü geçiştirdik. Ama Norveç’te tanıştığımız Max Burger’ı görünce dayanamayıp hemen koştuk. İki tane menüye 209 Dkk (130 tl) ödedik ki bu fiyat standartların altında 🙂

Geriye kalan zamanlarda yine Norveç’te tanıştığımız market zinciri 7Eleven’ların sıcak yemek tarafından pizza vs. gibi yiyeceklerle geçiştirdik.

Kopenhag, Tuborg ve Carlsberg’in evi. İçebildiğiniz kadar bira içebilirsiniz. Üstelik Türkiye’de olmayan çeşitleri de mevcut.

Kopenhag’ın biraları dışında söz ettirecek bir diğer içeceği ise 3. dalga kahveleri. Kesinlikle kahvenin kokusunu içinize çekmeden, güzel dekore edilmiş kafelerinde oturup sohbet etmeden dönmeyin. Biz Dünya Barista Şampiyonu Klaus Thomsen’ın elinden Coffee Collective’de kahvelerimizi yudumladık ve Kopenhag’da yaşama hayallerine daldık.

IMG_8760-min

Kopenhag’da Gezdiğimiz Yerler:

Christiansborg Palace: Günümüzde parlamento binası olarak kullanılan sarayda en merak ettiğimiz yer The Great Hall’idi. Bu salonda Kraliçe II. Margrethe’in 50. yaş günü için Danimarkalı iş adamaları tarafından hediye edilmiş 11 adet halı sergileniyor. Halılarda Danimarka’nın 1000 yıllık tarihi tasvir edilmiş. Sarayda sadece bu alan ücretli diğer taraflar ücretsiz. Kopenhag kartınız varsa The Great Hall’e de ücretsiz girebilirsiniz.

Evet evet, 106 metre olan kulesini Kopenhag kartınız yoksa bile ücretsiz gezebilirsiniz 🙂

IMG_8868-min

Amelienborg Castle/Palace: Kraliyet ailesi 1800’lü yıllardan beri bu sarayda ikamet ediyor. Müze kısmı ziyarete açık ve Kopenhag kart ile ücretsiz girebilirsiniz. Biz denk gelemedik ama belki siz askerlerin öğlen 12:00’daki nöbet değişimine denk gelirsiniz. Güzel olduğu söyleniyor.

Rosenborg Castle: 1600-1800 yılları arasında Kraliyet ailesi bu sarayda ikamet edermiş. Aslan heykelleri ile korunan tahtın bulunduğu oda ve hazine odası görülmeye değer. Güzel bir bahçeyle çevrili olan bu kaleyi dışardan izlemek bile güzel. Giriş Kopenhag kart ile ücretsiz.

IMG_8913-min

SWNCE6556-min

Rundetaarn: Yuvarlak kale olarak adlandırılan, alışveriş caddesinin tam da ortasında kalan bu kaleden şehir manzarasına bakmak için 209 metre tırmanmanız gerekiyor. Yorulursanız katlarda denk geleceğiniz modern sanat sergilerine uğrayıp hem soluklanabilir hem de gözünüzü gönlünüzü güzel eserlerle doyurabilirsiniz. Giriş Kopenhag kart ile ücretsiz.

IXECE8519-min

IMG_8949-min

Ny Carlsberg Glyptoteket: Ben böyle müze görmedim, çok merak ettiğim ve gittiğime pişman olmadığım bir deneyim oldu. Carlsberg biralarının sahibi tarafından kurulmuş bu müzede Antik Roma eserleri ve Mısır’dan getirilmiş mumyaların sergilendiği salonlar en çok beğendiklerim olarak kalacak. Biz müzeye gece gittik, özellikle mumyaların olduğu salonda çok eğlendik, siz gitmeden zamanlamanızı bir daha düşünün 🙂

Müzeye giriş Kopenhag kartla ücretsiz.

RWDME7895-min
IMG_8859-min

National Museum: Ulusal müzeye özellikle Vikingler ve taş devrinden kalma eserler için gitmek çok istiyordum. Vikingler açısından çok doyduğumu söyleyemem, Oslo’daki Viking Müzesi’nden sonra çok ufak geldi ancak devirlerin geçişlerini çok güzel sıralamışlar ve eserleri buna göre sergilemişler. İnsanoğlunun gelişimini daha iyi nerede görebilirsiniz bilmiyorum. Kopenhag kartla giriş tabi ki ücretsiz.

Danimarka müze açısından beni o kadar memnun etti ki, Viyana’nın ihtişamlı saraylarını ikinci plana attırdı. Kesinlikle ilginiz varsa görmeden dönmeyin. Hayatımda ilk defa bu kadar kısıtlı zamanda deli gibi müze, saray ve kale gezdim. Pişman değilim 🙂

Tivoli Garden: Bu nasıl bir şans ki, normalde Eylül’ün ilk haftasında kapanan, herkesin kesinlikle gidin dediği Tivoli Bahçeleri bizim için sanki tarihi uzatmış ve Burak’a doğum günü hediyesi olmuştu. Bizim gittiğimiz gün koskoca bahçenin etrafını dolaşan bir kalabalık vardı. Meğer içeride büyük bir konser varmış ve herkes kapanış için akın etmiş. Kalabalıktan çok keyif alamasak da görmeden dönmedik. İçeride çeşitli restoranlar, ve büyük bir oyun alanı var. İçeriye giriş Kopenhag kart ile ücretsiz ancak oyuncaklara binmek paralı. Söylentiye göre Walt Disney buradan esinlenerek Disneyland’i kurmuş. Bilemiyoruz artık.

IMG_9003-min

Superkilen Park: Salıncakların Irak’tan, bankların Brezilya’dan, çeşmelerin Fas’tan, palmiyelerin Çin’den, çöp sepetlerinin İngiltere’den ve lağım kapaklarının Zanzibar ile Paris’ten geldiği bir park burası. Neden bu kadar uğraştılar acaba? 🙂 Kaykaylıların uğrak mekanı her şey onlar için düşünülmüş, güzel parkurlar yapılmış. Sandviçlerinizi alıp izlerken, ben neden kayamıyorum yaa diyip dertlenmek ücretsiz 🙂

IMG_8762-min

Orstedsparken: Cennet, gidin ve nefes alın. Çimlere uzanın ve Kopenhag’da yaşadığınızı hayal edin.

IMG_8745-min

Assistens Cemetery: Algılarımı tamamen yerle bir eden mezarlık. Neden mi? Kahvesini alıp gelip arkadaşlarıyla buluşan mı dersin, bebeklerini arabasına atıp gelen anne babalar mı, yoksa koşuya gelen mi. Yahu burası mezarlık, siz nasıl aştınız bu olayı demekten ve etrafa bakmaktan kendimi alıkoyamadım.

IMG_8753-min

IMG_8756-min

Nyhavn: Kopenhag denince akla gelen o rengarenk evlerin olduğu liman Nyhavn. Turistik bir bölge oluşu yemek ve içecek fiyatlarına da yansımış. Biraz ambiyansı soluduktan sonra uzaklaşabilirsiniz 🙂

SLUHE6080-min

Stroget: Alışveriş caddesi Stroget, kuzeylilerin her şeyi güzel, dizayn desen onlarda, giyim kuşam desen onlarda. Flying Tiger’a uğramayı unutmayın. Kuzeylilerin bir milyoncusu ama hayat kurtarıcı dizaynlara sahip bir milyoncu 🙂 sizi anlatan bir şey kesinlikle bulabilirsiniz.

IMG_8958-min

Jægersborggade, Larslejsstræde, Larsbjørnsstræde, Teglgårdstræde: Rengarenk, sıra sıra, duvarlarında otlar güller bitmiş evler için bu caddelere uğramayı unutmayın.

IMG_9370-min FVJPE2987-min

Vor Fresels Kirke: IV. Christian tarafından inşa ettirilmiş  dışarıdan bakıldığında vida şeklinde olan kilise, Christiania Town’a giderken tüm heybeti ile karşınıza çıkacak. Kilise 1695 yılında kulesi ise 1752 yılında tamamlanmış.

IMG_8962-min

Özerk Bölge Christiania Town: Askeri bir kışlanın 1960’larda bir grup ‘hippi’ tarafından işgal edilmesi ve kendilerine özgü kurallar koyarak yaşamlarını sürdürmeye başladıkları bölge. Tabi ki Danimarka Hükümeti karşı çıkmış ancak halkın da desteği ile günümüzde hala özerk bölge olarak varlığını sürdürüyor. Garip kuralları var; koşmak ve fotoğraf çekmek, uyuşturucu  yasak, ama esrar serbest. En garibi de bu bölgeden çıkarken karşılaşacağınız yazı. ‘You are now entering the Eu’

KHPLE4580-min

Visit Copenhagen

 

KOPENHAG” için 2 yorum

  • 5 Şubat 2018 tarihinde, saat 16:27
    Permalink

    “Copenhagen” filmini izlemediyseniz süper nostalji olur o zaman size! bizim filmi izleyince canımız çekmişti :)))

    Yanıtla
    • 30 Ağustos 2018 tarihinde, saat 16:14
      Permalink

      aaa izlemedik, hemen listeye ekliyoruz Hülyacım, teşekkürler.

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir